EQ Yoksunlugu

Nobel fizik ödülü sahibi, çok yüksek IQ'ya sahip, mükemmel keman çalabilen, satrançta kayıtlara geçen tek müsabakasına rağmen ustalığını belli eden dahi ama EQ seviyesi gayet düşük dünyaca ünlü bir bilim adamı. Kimden mi bahsediyorum; Albert Einstein...

Milyonlarca insana örnek olarak gösterilen bilim adamı kahamanımız evleneceği kişiye madde madde şunları söylediği rivayet edilir;

"Seninle evli kalmamı istiyorsan:

1-Benden şikayet etme,

2-Yemeğimi üç öğün düzenli olarak odama getir,

3-Benden dostluk ve yakınlık bekleme." (Geçtiğimiz günlerde zoom üzerinden konuşma yapan, Nevzat Tarhan Hoca'nın sunumundan bir kesittir.)

Bu üç madde de bir evlilik planlıyor Einstein. Mümkün müdür yani?

EQ nedir? EQ basit bir ifade ile duygusal zeka demektir. EQ yoksunu bir dahi. Günümüzde ki insanlarda da benzer durumlar ve maddeler söz konusu ancak onlar hem dahi değil hem de EQ seviyesi düşük. Elle tutulur hiçbir yanı yok. Evlenmeden önce, boşanma durumu için yapılan sözleşmeler, nafaka hesapları, kılığıma kıyafetime arkadaşlarıma karışma sözleri, sahte prensip naraları... Paşam sen atomu bir parçala da bunları sonra düşünürüz!

21. yüzyıl becerilerinin temelinde EQ denilen duygusal zeka yatıyor. Mantıklı hareket etmek istiyor herkes. Yaş tahtaya basmak istemiyor. İnsanlar mantıklarını geliştirdikçe duygularını zayıflatıyor. Mantıklarını neye göre belirliyorlar peki? Kendi hoşnutluklarına göre. Bu çocuksal bir davranış. Küçük yaştaki çocukların bir dönemi primer narsistlik dönemidir. Bu dönemde çocuklarda ki temel mantık şudur: "Bu yiyecek benim hoşuma gidiyorsa güzeldir, faydalıdır. Benim hoşuma gitmediyse mutlak kötü ve zararlıdır." Bu dönemden sonra eğer ki sağlıklı bir geçiş olursa alturistik dönem başlar ki bu dönemde çocuklar dünyada yalnızca kendilerinin olmadığını, dünyanın kendi eksenlerinde dönmediklerini ve diğer insanların da duygularının, düşüncelerinin ve fikirlerinin olduğunu kavrar. Araştırmalarda ki narsistlik oranına da bakılacak olursa, bireylerin büyük bir kısmı alturistik döneme geçememiş. Böyle insanlar benimde çevremde bi hayli fazla var, eminim sizde de fazlasıyla mevcuttur. Ben bu insanlara ufak ufak romanlar, tarih kitapları veya deneme-anı kitapları tavsiye ediyorum. Anlasın ki bu dünyada başka hikayeler, başka insanlar, başka aileler ve başka uygarlıklar var. Eğer çok tınlamazsa beni ki on kişiden yalnızca biri tınlar bunu, o biri bulmak için uğraşmaya değer mi? İnanın değer, çok fazlasıyla değer. Dokuza ise, iletişim halinde bulunmak zorunda isem kendi sınırlarımı ona izletmeye çalışırım. Karşıma alıp "Bak ben böyleyim benden uzak dur." durumunu kastetmiyorum. Bu iki tarafada zarar verir. Öncelikle dinlemeyi seçiyorum, onu dinlerken sık sık "Seni anlamam lazım." diyerek niyetimin kötü olmadığını, ve benim anlayacağım şekilde anlatması için zorluyorum onu. Yargılayıcı ifadeleri çok olur bu kişilerin. Genellemelere bayılırlar ve sorununuzdan bahsederseniz, bunu bir basın toplantısı haline getirerek, kendi sorunlarıyla boğarlar. Bunun için hayatta kendi sorunlarımı paylaşmam, hem zaafımı göstermemek için hemde onun dertlerine boğulmamak için. Konuşmam gerekiyorsa veya kendimle ilgili anlatmam gerekiyorsa, komik şekilde anlatmayı tercih ederim. (Vaka komik değilse bile öyle anlatırım.) Unutmayın ki gülmek bulaşıcıdır. Onun için yararlı gördüğüm video, film, kitap, yazıları, gitmeyi kabul edebilir ise profesyonel tedaviyi bi şekilde ona tavsiye olarak iletirim. Artık kendini düzeltirse başım üstüne, yok burnu havada gezmeye devam ederse sen sağ ben selamet. Bu biraz yorucu olabilir. Davranışlara karşı sabırlı, esnek ve hoşgörülü olmanız çokça gerekiyor. Neden uğraşayım derseniz eğer; bu insanlar yüzünden gün boyu düşük moral ve enerjiye mahkum olabilirsiniz. Arkadaş ortamınızın tamamen bozulmasına sebep olabilir. Kötü bir insansa, üstüne bir rol yaparak sizi suçlu gösterip, hislerinizi, sinirlerinizi bozabilirler. Unutmayın ki insanlar ne söylediklerinizi veya nasıl davrandıklarınızı unutabilirler fakat nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.

Bunu anlattım ancak çevre temizliği yapmadan önce bizim de temiz olmamız lazım. Su sudan dolayıdır. Kendimizi tanıyor, biliyor olmamız lazım. Kirli bir şeyi ancak temiz bir şeyle temizleyebiliriz. Kibir yuvası olarak bir insana mütevaziliği tavsiye etmemiz, varlık içinde yüzen yöneticilerin fakirliği övmesine benzer. Bunlar yine benim düşünce ve tavsiyelerim, bir psikolog veya sosyolog değilim ben, sadece okuduklarımdan yola çıkarak bunları yazdım. Yanlışım varsa eğer düzeltirseniz (doğruluğu teyitlenmiş kaynaklar ile) sevinirim. Sağlık ve selametle...


17 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör